İnflamatuar barsak hastalıkları arasında olan kronik, tekrarlayıcı ve inflamasyon ile karakterize bir hastalıktır. Tüm çalışmalara rağmen inflamatuar barsak hastalıklarının iki temel formu olan Crohn hastalığı ve Ülseratif kolitin patogenezi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Genellikle 15-30 yaş arasında görülen, malignite riski olan barsak hastalığıdır. Barsak tıkanıklığı, karın içi abseler ve fistül gibi komplikasyonlara sebep olabilmektedir.
Beslenme ve yaşam tarzınızda yapılan değişiklikler; sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kötü alışkanlıklardan uzaklaşmak Crohn’s hastalığının semptomlarını kontrol altına almaya ve ataklar arasındaki süreyi uzatmaya yardımcı olur.
Belirtiler; iştah kaybı, ishal, ağrı, bulantı, kilo kaybı, ince ve kalın barsakta alevlenmeye bağlı inflamasyon nedeni ile sıvı, besin ve elektrolitlerin yetersiz emilimi , beslenmeye bağlı alevlenmeler görülür. Yeterli ve Dengeli bir beslenme Crohn hastalığı olan insanlarda beslenme yetersizliğini engelleyebilir.
Akut dönemde, sıvı ve elektrolit kaybı ile karşılanır. Daha sonra bağırsakların dinlenmesi ve hastanın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak amacıyla parenteral veya enteral beslenmeye geçilebilir.
Semptomlar düzelmeye başlayınca oral beslenmeye geçilir.
Yüksek enerjili, Bol protein (100-125 gr / gün), Az posalı, Az yağlı, Vitamin – mineralden zengin diyet listesi uygulanır.
İltihabı engellemeye yardımcı olan temel omega-3 yağlarını vücuda sağlamak için buharda haşlanmış, fırında pişirilmiş ya da ızgara yapılmış somon, ringa ve pisi balığı harika seçeneklerdir. Ayrıca proteinden zengin olan balık ve yağsız kümes hayvanlarını beslenmeye eklemek vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Bununla beraber derilerinin tüketilmediğine emin olun.
Yağsız olmayan bir şekilde hazırlandığında yumurta beslenmeye eklenebilir. Yumurta iyi bir protein ve demir kaynağıdır. Yumurta sarısı A, D, E, K vitaminleri olmak üzere yağda çözünen vitaminlerin emilmesinde yardımcı olan bir yağ asiti olan lesitin içerir.
Malabsorpsiyon, oral alımın yetersiz olması, gereksinimin artması, ince bağırsakta aşırı bakteri üremesine bağlı olarak C, E, B vitaminleri (B1, B2, B6, B12), folik asit, kalsiyum, selenyum yetersizlikleri görüldüğü için bunların ek verilmesi gerekmektedir.
“Amerikan Crohn ve Kolit Vakfı”na göre bu hastalığa sahip kişilerin %68 inde gözlenen ve Crohn hastalarında en sık görülen besin eksikliği D vitamini eksikliğidir.
Hastaların %40’ı karbonhidratları düzgün emilimini gerçekleştiremez.
Bazı hastalarda buğday, mısır, pirinç, turunçgil ve süt ürünlerinin semptomları arttırdığı nedenle denenerek verilmesi belirtilmelidir.
Yine uyarıcı, tahriş edici; Acılı baharatlar, alkol, koyu çay, kahve, çok sıcak, çok soğuk besinler, çiğ sebze – meyve azaltılmalıdır.
Yüksek miktarda sindirilebilir şeker alımının crohn hastalığı riskini arttırdığı bilinmektedir.
Son zamanlarda crohnlu çocuklarda ‘spesifik karbonhidrat diyeti ‘ kullanımına ilişkin ilginç çalışmalar yayınlanmıştır. Çölyak diyetinde kullanılan spesifik karbonhidrat diyeti; badem, fındık, hindistan cevizi ve unlarını içerirken tahılları dışlamaktadır.
Buna ek olarak fermente yoğurt dışında süt ürünlerinin hepsi kısıtlanır. Amerika da yapılan bir retrospektif bir çalışmada CH olan çocuklarda tedavinin tek yöntemi olarak spesifik karbonhidrat diyeti değerlendirilmiş ve laboratuar inflamatuar belirteçler ve mukozal gelişmeler de dahil olmak üzere hastalığın kimlik durumu üzerinde olumlu etkileri görülmüş ancak daha fazla çalışma yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
Özellikle Crohn hastalığında hastalığın aktif veya alevlenme dönemlerinde ya da fistül–sitriktür varlığında yüksek fiber içerikli gıda alımı kısıtlamalıdır.
Bu hastalarda taze meyve, sebze, fasulye, mısır, ceviz, buğday kepeği alımının kısıtlanması önerilmektedir.
Özellikle fistül ve striktürü olan hastalarda hastanın durumuna göre en azından klinik semptom ve bulgular yatışana kadar enteral beslenme solüsyonları ile destek verilebilir. Mümkün olduğunca parenteral yol enteral beslenmeye destek amacı ile kullanılmalıdır. Ancak hastanın oral alması sakıncalı ise o zaman tamamı ile parenteral beslenmeye geçilmesi önerilmektedir.
Yenilen yemeklerin enflamatuvar bağırsak hastalığına neden olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Fakat bazı besinler ve içecekler özellikle bir atak sırasında, bulgu ve semptomları kötüleştirebilmektedir.
Eğer yediğiniz bazı besinlerin durumunuzu kötüleştirdiğini düşünüyorsanız, besini yedikten sonra kendinizi nasıl hissettiğinizi ve neler yediğinizi takip etmek için bir beslenme günlüğü tutun. Bazı gıdaların semptomların alevlenmesine neden olduğunu gözlemlediyseniz, bu gıdaların alımını elimine etmeniz iyi olacaktır.
Eğer ince bağırsağın jejunum kısmı tutulmuşsa laktoz intoleransı görülür. Diyette süt ve ürünleri sınırlanabilir hastalığın şiddetine göre elimine edilebilir. Enflamatuvar bağırsak hastalığı olan birçok kişide olduğu gibi, sizde de ishal, karın ağrısı, gaz gibi sorunlar bulunabilir, süt ürünlerini zaman içerisinde sınırlamak veya tamamen ortadan kaldırmak, laktoz intoleransı gelişimini ortadan kaldırabilir.
İnce bağırsak tutulmuşsa yağ malabsorpsiyonu olacağından diyet yağı azaltılır, orta zincirli yağ asitleri getirilir. İnce bağırsakta Crohn hastalığı olması durumunda, normal yağ sindirimi yapmanız veya absorbe etmeniz mümkün olmayabilir. Bu sebeple yağlar ishal durumunuzu daha kötüleştirerek, bağırsağınızdan geçiş yapar. Özellikle sorun yaratacak gıdalar, tereyağı, margarin, krema sosu veya kızarmış besinlerdir.

Diyetisyen Sezen ÇETİNKAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir